18/6/2007 - Dünya Grönland�dan Antarktika�ya, buzullarını daha
Chacaltaya kayak bölgesi daha iyi günlerinde de Aspen�e rakip
değildi. Bolivya�da, And Dağları�nın yükseklerindeki Chacaltaya,
konuklarına 800 metrelik bir pist sunuyor; teleski ile yapılan
tehlikeli bir yolculukla ulaştıkları bu noktada kayakçılar, yüksek
irtifa nedeniyle ağrıyan başlarının acısını koka yapraklarıyla yapılan
çayla dindiriyordu. Ne de olsa Chacaltaya 5260 metreyle dünyanın en
yüksek kayak bölgesiydi. Dağcılık kulübü başkanı Walter Laguna,
�Chacaltaya birçok zafere imza atmamızı sağladı,� diyor. Ama artık
zafer dolu o günler geride kaldı...
Bu tür bir sporun yapılabilirliği olasılığının çok düşük olduğu bu
noktada kayak, ancak, yağışlı mevsimde karla örtüldüğünde geçit veren
bir pist oluşturan küçük bir buzula bağlıydı. Kayak bölgesinin hizmete
açıldığı 1939�da bu buzul küçülmeye başlamıştı bile. Ancak özellikle
son on yılda çok büyük bir hızla küçülmeye başladı ve geri dönüşü
olmayan bir yok oluş sürecine girdi.
Öyle ki, geçtiğimiz yıla
gelindiğinde geriye sadece en büyüğü en çok birkaç yüz metre
genişliğinde olan üç parça kumlu buz kütlesi kalmıştı. Ve teleski artık
çıplak kaya parçalarının açığa çıktığı arazilerin üzerinden geçiyordu.
Yüksek dağ zirvelerinden çok geniş kıta buzul alanlarına; dünya,
buzullarını kimsenin öngöremeyeceği bir hızda yitiriyor.
1991�den bu yana Chacaltaya�yı izleyen araştırmacılar dahi bu kayak
bölgesinin birkaç yıl daha varlığını sürdüreceği inancındaydı. Gerek
trafikteki araçlar gerekse endüstri tesislerinin açığa çıkardığı
emisyonların iklimde yol açtığı ısınma sonucu buzulların erimesi
şaşırtıcı değil. Ancak yakın dönemlerde kaybedilen buzul miktarı,
küresel sıcaklıkların artış eğrisinin çok üzerine çıktı.
Araştırmacılar,
buzul ve buzul örtüsünün sıcaklık, nem ve yağış miktarındaki
değişikliklere son derece duyarlı olduğunu bulguluyor. Buzullar �yaz
sıcağında belirli bir hızla eriyen bir buz parçasından farklı olarak�
erimenin daha fazla erimeye neden olduğu geribildirimlerle besleniyor
ve büyük bir hızla küçülüyor.
Örneğin Chacaltaya�da eriyen
buzul, koyu renkli kayaçları ortaya çıkardı ve bu kayaçlar güneşten ısı
emerek erime sürecini daha da hızlandırdı. Daha büyük dağ buzullarının
öngörülenden çok daha önce erimeye başlaması ve kıta buzullarının
denize kayması da diğer geribildirimler.
Alpler�deki çoğu
buzul, içinde bulunduğumuz yüzyıl sona ermeden yok olabilir. And
Dağları ve Himalayalar boyunca sağa sola serpilmiş olan küçük
buzulların en iyimser tahminlere göre 20-30 yılları daha var. Peki
Grönland ve Antarktika�yı kaplayan devasa kıta buzulları için yapılan
tahminler? Kimse bilmiyor. Bunun nedeni bir bakıma en kötünün çok çabuk
yaşanıyor olması.
NASA Jet İtki Laboratuvarı�nda (JPL) araştırmacı olan ve son on
yılda Grönland�da eriyen buz miktarının iki katına çıktığını saptayan
Eric Rignot, �Günümüzde, beş yıl öncesinde tümüyle olanaksız ve
abartılı görülen şeylere tanıklık ediyoruz diyor.
Dağ
buzullarının kaderi zaten belli. Bolivya�da kayak sporunu yaşatmak için
Walter Laguna�nın daha yükseklerde, daha büyük bir buzul alanı bulması
gerekecek. Ve Bolivya, Peru, Hindistan gibi, günümüzde gerek kullanım
ve sulama amaçlı olarak, gerekse hidroelektrik elde etmek için dağ
buzullarının erimesiyle açığa çıkan suya bağımlı olan ülkelerdeki
milyonlarca kişi de susuzlukla karşı karşıya kalacak.
Bu
arada, küresel ısınmanın hız kesmeksizin sürmesi halinde kıyı bölgeleri
sular altında kalabilecek. Grönland ve Antarktika�yı örten buzun
kırılgan bölümlerinin erimesi halinde yükselen deniz seviyesi yüz
binlerce kilometre karelik bir alanı Bangladeş, Hollanda ve Florida�nın
büyük bir bölümünü sular altında bırakırken; on milyonlarca kişiyi
evlerinden edebilecek.
Deniz
seviyesinde yaşanabilecek büyük yükselme için gerekli olan sıcaklık
eşiğine neredeyse ulaşıldı, ancak araştırmacılar küresel ısınmaya neden
olan kömür, petrol ve gaz kullanımında ciddi düşüşler sağlanması
halinde hâlâ bunu önleyecek kadar zamanımız olduğunu düşünüyor. Ancak
bazı araştırmacılar da mevcut uygulamaların sürdürülmesi durumunda 50
yıl sonunda geri dönülemez bir noktaya gelineceği görüşünü savunuyor
Makalenin devamını ve küresel ısınma ile ilgili merak ettiklerinizi National Geographic Haziran sayısında bulabilirsiniz
|
|
Yorum
(1) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
18/6/2007 - Buzulların ve buzlaların erimesinin, deniz seviyelerinin yükselm
Dünya Çevre Günü�nün bir gün öncesinde yayınlanan 70 bilim adamının
çalışmasıyla hazırlanan bir BM raporunda, ısıyı uzaya yansıtarak
gezegeni serinleten buz tabakalarının erimesinin küresel ısınmayı
hızlandırabileceği de belirtildi.
BM Çevre Programının yöneticisi Achim Steiner,
buzların çoğunun kutup bölgeleri ve Grönland gibi ücra bölgelerde
olmasına rağmen, erimenin dünya çapında hissedileceğini vurguladı.
Dünya
Çevre Günü ana etkinliklerine evsahipliği yapan Norveç�in Tromsö
kentinde açıklanan rapora göre, buzların erimesi, çoğunluğu Asya�da
yaklaşık 1.5 milyar kişiyi etkileyebilecek. Tahminlere göre, Asya�daki
dağlardaki kar ve buzulların kaybından dünya nüfusunun yaklaşık yüzde
40�ı etkilenebilecek.
Kuzey Yarımküre�de mart ve nisan
aylarındaki kar miktarının son 30-40 yılda yüzde 7-10 oranında azaldığı
belirtilen raporda, son 30 yılda kışın deniz buzunun yüzde 6-7, yazın
yüzde 10-12 oranında azaldığı, yüzde 10-15 oranında da inceldiği
kaydedildi.
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
18/6/2007 - Küresel ısınma yüzünden Himalaya dağlarında 50 yıl sonra buzul k
Nepal�in başkenti Katmandu�da toplanan iklim konferansına katılan BM
Çevre Programı yetkilisi SurendraShrestha, Himalaya buzullarının hızla
erimekte olduğunu, sıcaklıkların artmaya devam etmesi halinde 50 yıla
kadar buzul ve karların tamamen eriyeceğini söyledi.
Pakistan, Hindistan, Çin, Nepal ve Butan�dan
geçen 2400 km uzunluğundaki Himalaya dağ zincirinin buzulları Asya�nın
9 büyük nehrini besliyor. 1.3 milyar insan, bu su yollarına bağımlı
olarak yaşıyor.
Verilere göre, Himalayalarda sıcaklıklar, son 30 yıl içinde 10 yılda bir 0,6 ila 0,15 derece arttı.
Katmandu
konferansına katılan uzmanlar, ayrıca buzulların erimesiyle dağ
göllerinin su seviyesinin yükseldiğine, bunun da dağ köylerinde yaşayan
insanlar açısından risk teşkil ettiğine işaret ettiler. Sözgelimi,
Everest�in güneyindeki İmja buzulu yılda 70 metre azalıyor ve eriyen
buzulların suları çukur bölgelerde koca koca göllerin oluşmasına neden
oluyor.
Konferansa katılan uzmanlardan Andreas Schild, �Bu
göllerin yayıldığı alan bazı yerlerde iki kat genişledi. Göllerin
taşmasıyla geniş bölgeler suların altında kalacak� dedi.
Uzmanlara
göre, 50�li yıllarda Nepal�de dağ göllerinin sayısı bir düzine kadardı.
2000 yılında yapılan sayımda ise 2400 göl tespit edildi. Şimdi bunların
14�ü taşmak üzere.
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
30/5/2007 - Savaş görüntüleri, çocukları saldırganlaştırıyor
Savaş görüntüleri, çocukları saldırganlaştırıyor
Savaş görüntülerinin çocuklarda, içe kapanıklık, sinirlilik, uyku bozukluğu, altını ıslatma ve suçluluk duygusunu artırabildiği bildirildi.
Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) AR-GE Kurulu, savaş görüntülerinin çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini araştıran bir çalışma yaptı. Çalışmada, savaş görüntülerinin çocukların kaygılı, güvensiz, saldırgan ve şüpheci bireyler olarak yetişmelerine yol açtığı ifade edildi.
Televizyonlara yansıyan Lübnan ve Irak'taki savaş görüntülerinin çocukların psikolojik yapılarını önemli ölçüde zedeleyeceği kaydedilen çalışmada, ailelerin, televizyondaki bu görüntüleri değiştirmek ya da gerçekleri saklamak yerine özellikle 3-10 yaş grubundaki çocuklara bu durumu, anlayabilecekleri bir dille, ''Maalesef bazı ülkelerde savaş gibi kötü şeyler oluyor'' şeklinde açıklamaları gerektiği belirtildi. Çocuğun televizyonla ilişkisinde anne babaların alacağı önlemlerin çok önemli olduğuna işaret edilen çalışmada, boş zamanını odasında resim yaparak ya da oyuncakları ile oynayarak geçiren bir çocuğun, sıkıldığında televizyonu açan bir çocuktan daha fazla yalnızlığa göğüs gerebildiğine dikkat çekiliyor. Çocuğun, televizyon yerine uzaktan kumanda aletle video gösterisi izlemesinin, görüntülere hükmettiği için daha faydalı olduğu belirtilen çalışmada, ''Bu nedenle video izlenirken kumanda aletinin çocuğa verilmesi faydalıdır. Aynı şekilde bilgisayar veya cd-romlar çocuğun fareyi tıklayarak istediği görüntüyü elde etmesini sağladığından yararlıdır ve cd-rom, kitabın verdiği özgürlük ile görüntünün gücünü toplayarak eşsiz bir eğitici malzemesi de olabilir''denildi.
|
|
Yorum
(yok) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
1/4/2007 - Türk bilim adamlarının geliştirdiği nanoteknoloji ürünü hassas f
Henüz geçici laboratuvarlarda hizmet veren Ulusal Nanoteknoloji
Merkezinin 31 Mayısta 8 bin 500 metre karelik binasına taşınacağını
belirten Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salim Çıracı, ilk
aşamada 17 milyon YTL�lik çok hassas araştırma ekipmanları satın
aldıkları merkezin, sahip olacağı cihaz ve büyüklüğü ile dünyadaki
sayılı merkezlerden birisi haline geleceğini kaydetti. Merkezin
geçici laboratuvarlarında nanoteknoloji alanında çeşitli projelerin
yürütüldüğünü ifade eden Çıracı, fiber lazerler konusunda önemli bir
aşama kaydettiklerini söyledi. Çıracı, "Türkiye�de fiber lazerleri
yaptık. Lazerler burada geliştirilip başka yerlere teknoloji transferi
yapılıyor. Bu lazerler, otomotivden diş hekimliğine, cerrahiye kadar
pekçok alanda kullanılması beklenen çok önemli bir buluş" dedi. Çıracı,
Türkiye�nin nanoteknoloji yarışına zamanında girmesini sağlayarak,
nanoteknoloji ürünlerini yurt dışı pazarlarda rekabet edebilecek
seviyeye getirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Yeni lazerin özellikleri Fiber
lazerleri geliştiren ve ABD Patent Ofisi�ne tescillettiren Yrd. Doç.
Dr. Ömer İlday, yeni fiber lazerle hücrenin içinde noktasal
operasyonlar yapılabileceğini belirtti. Geliştirilen lazerin
benzerlerine göre birkaç yüz kat daha güçlü olduğunu vurgulayan İlday,
lazerin uygulandığı alanı ısıtmamasının da bu teknolojiye büyük bir
yenilik getirdiğini bildirdi. İlday, "Bu lazer, diğerlerinden farklı
olarak tam istenildiği şekilde ışık darbelerin belirli yapıda çıkmasını
sağlıyor. Bunun sayesinde bugüne kadar yapılamayan işlemler
otomatikleştirilecek. Tıptan, askeri uygulamalardan, sanayiden,
uçaklarda perçinsiz lehimlemelere kadar fiber lazerlerin büyük önemi
var" diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Fatih Ömer İlday
Almanya'ya teknoloji transferi Geliştirilen
lazerin bir örneğinin Almanya�ya gönderileceğini, burada bir
araştırmada deneneceğini anlatan İlday, "Bu noktada Türkiye�den
Almanya�ya teknoloji transferi yaptığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz"
dedi. Ömer İlday, lazerin Avrupa�nın bu alandaki en büyük
projeleri arasında gösterilen ve 1 milyar avroluk bütçeye sahip X Işığı
Kaynağı Projesi�nde (Euro-XFEL) kullanılacağını bildirdi. Temassız kullanılan mouse geliştirildi Öte
yandan, Çıracı�nın verdiği bilgiye göre, Ulusal Nanoteknoloji
Merkezinde sensörler alanında nanoteknoloji ürünlerinin geliştirilmesi
konusunda da büyük bir aşama kaydedildi. Merkezde ışık,
mekanik titreşimler, ısı, basınç gibi fiziksel ölçülebilirler ve
biyokimyasal algılayıcılar konusundaki çalışmada, deprem algılamasında
kullanılabilecek elektromekanik ivme ölçme sensörleri geliştirildi. Bu
çalışma, bilgisayarlardaki farenin (mouse) özellikle oyunlar sırasında
üç boyutlu ve zemine temas etmeden kullanımına da olanak sağladı. Sensörlerin nanoteknoloji ürünü olması ve düşük maliyetlerle elde edilmesi, önemli bir yenilik ve avantaj olarak gösteriliyor.
|
|
Yorum
(2) ::
Yorum yaz! ::
Bağlantı
|
|